Buraya kadar suçluluktan özgürlüğe, korkudan güvene ve çarmıhtaki o devasa sevgi eylemine kadar pek çok şeyi konuştuk. Tüm bu anlattıklarımız rasyonel birer analiz ya da sadece felsefi birer teselli gibi görünebilir. Ancak Hristiyan inancının merkezinde bir fikir, bir öğreti ya da bir kurallar silsilesi yoktur. Merkezde olan şey, sizinle tanışmak isteyen, sizi ismen tanıyan ve hayatınıza bizzat dahil olmayı bekleyen yaşayan bir varlıktır. Tüm bu makalelerin amacı, sizi sadece yeni bilgilerle donatmak değil; zihninizdeki Tanrı kavramından, kalbinizle hissedebileceğiniz gerçek bir dostluğa davet etmektir.

Belki de hayatınız boyunca Tanrı’ya ulaşmak için basamakları tırmanmaya çalıştınız; daha iyi bir insan olmaya, hatalarınızı telafi etmeye veya içsel karmaşalarınızı kendi başınıza çözmeye çabaladınız. Ama fark ettiyseniz, o basamaklar hiç bitmiyor. Çünkü gerçek huzur, basamakları tırmanarak Tanrı’ya ulaşmakta değil; Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla o basamaklardan bizzat yanınıza kadar indiğini fark etmekte saklıdır. İlk adım, aslında bir şey yapmayı bırakıp, sizin için yapılmış olanı kabul etmektir.
Bu adım, Kutsal Kitap’ta “iman” olarak adlandırılır. İman, karanlıkta nereye gideceğini bilmeden atılan bir çığlık değil; sizi tutmaya hazır olan ellere kendinizi güvenle bırakmaktır. Bu ellere güvenmek için kusursuz olmanıza ya da tüm sorularınızın cevaplanmış olmasına gerek yok. İsa; olduğu gibi gelenleri, yorgun olanları ve içindeki boşluğu artık kendi imkanlarıyla dolduramayacağını anlayanları çağırır. O’na yönelmek, sadece zihinsel bir onay değil, bir gönül kapısını aralamaktır.
Peki, bu pratik hayatta nasıl görünür? Tanrı ile konuşmaya başlamakla. Buna dua diyoruz ama bu dua, ezberlenmiş kalıplar değil, en yakınınızla yaptığınız samimi bir dertleşme gibidir. O’na içindeki korkuları, şüpheleri ve o bitmek bilmeyen suçluluk duygusunu olduğu gibi anlatabilirsin. İsa Mesih’e, “Seni tanımak istiyorum, hayatıma ve kalbime gel, beni o vadettiğin özgürlüğe kavuştur” diyerek seslenmek, hayatındaki en büyük değişimin başlangıcı olabilir.

İsa Mesih şöyle der:
“İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Eğer biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim.” (Vahiy 3:20)
Bu kapı zorla açılmaz; kolu içeridedir. Tanrı sizinle yaşayan bir bağ kurmak için sabırla bekliyor. O, hayatınızdaki eksik parçayı tamamlayacak olan tek kaynaktır. Eğer bugün içinden bir ses “Artık yoruldum, gerçek bir huzur istiyorum” diyorsa, bu o kapının çalınma sesidir.
Bu yolculuğun ilk adımı bir son değil, yeni bir yaşamın başlangıcıdır. Şimdi, olduğun yerde, kendi kelimelerinle O’na yönelebilirsin. O seni duyuyor, seni tanıyor ve seninle yeni bir hikaye yazmak için seni bekliyor.

