İsa ve Ödenemeyen Kurban

Tapınaktaki İki Adam

İsa Mesih, Tanrı’ya ne sunmamız gerektiğini sarsıcı bir hikayeyle anlattı. Tapınağa dua etmeye çıkan iki adam vardı. Biri kusursuz bir din adamıydı; tuttuğu oruçları, ahlaklı yaşamını ve verdiği ondalıkları birer kurban gibi Tanrı’nın önüne serdi. Tanrı’ya yeterince şey verdiğinden emindi.

Diğer yanda dışlanan bir vergi görevlisi duruyordu. Sunacak hiçbir iyiliği yoktu. Suçlulukla göğsüne vurarak sadece, “Tanrım, bana merhamet et,” diye fısıldadı. İsa’nın sözleri herkesi şok etti: Evine aklanarak dönen kişi, kendi hayatını sunamayıp merhamete sığınan o adamdı.

Yetersiz Sunularımız

Bizler de çoğunlukla o din adamı gibi yaşıyoruz. Bayram sabahları özenle kurbanlar kesiyor, etleri komşulara dağıtıyor, ritüellerle Tanrı’yı hoşnut etmeye çalışıyoruz. Kestiğimiz hayvanların veya yaptığımız iyiliklerin, bizi Tanrı’nın gözünde doğru kılacak yeterli bir bedel olduğuna inanmak istiyoruz.

Aslında bu, Tanrı’ya hayatımızın sadece bir parçasını vererek geri kalanını kendimize saklama çabamızdır. Sunduğumuz bu vekaletlerin bizi kurtarmasını umuyoruz, çünkü kalbimizin tamamını kurban olarak sunmaktan içten içe korkuyoruz.

İstenen Asıl Bedel

Fakat sorun şurada başlar: Tanrı’nın kusursuz adaleti, bir hayvanın kanıyla veya maaşımızın bir kısmıyla yatıştırılamaz. O’nun bizden asıl istediği, günahsız ve tamamen O’na adanmış bir hayattır. İsyanımızın ve kırıklığımızın bedeli bizzat kendi canımızdır; ödemeye kalkarsak tamamen yok olacağımız, ödenemeyen, devasa bir kurban.

Ritüellerle bu gerçeği örtbas etme çabası ruhumuzu tüketir. Hayvanların kanı insan vicdanını asla temizleyemez. O vergi görevlisi gibi, Tanrı’nın asıl istediği o mükemmel hayatı sunamadığımız gerçeğiyle, çaresizce baş başa kalırız.

Bizim İçin Sağlanan Kurban

İşte İsa Mesih’in müjdesi, bu çaresizliğin tam ortasında parlar. Bizim asla sunamayacağımız o mükemmel hayatı, O bizim yerimize yaşadı ve çarmıhta kendi canını kusursuz bir kurban olarak sundu. İsa’nın ölümü ve dirilişi, eksik sunularımızın yerini alan, bizi Tanrı’yla barıştıran o büyük bedeldir.

Artık korkuyla, ritüellerle Tanrı’nın sevgisini satın almaya çalışmak zorunda değiliz. O vergi görevlisi gibi boş ellerle geldiğimizde, Mesih’in lütfuyla kabul ediliriz. Kendi yetersiz kurbanlarınızı bırakıp, O’nun sağladığı bu kurtuluşa sığınmak istemez misiniz?

Bakışlar

  • Tarihsel Bakış

  • İncil’deki Bakış

  • Ruhsal Bakış