İsa ve Yas

Mezarda Dökülen Gözyaşları

Lazar günler önce ölmüştü ve kız kardeşi Meryem, İsa’nın ayaklarına kapanıp hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. İsa Mesih, dostunun mezarı başında durduğunda ona teolojik bir ders vermedi ya da “Ağlama, geçti” demedi. Kutsal Kitap bize İsa’nın ruhunda derin bir acı hissettiğini ve herkesin önünde gözyaşı döktüğünü söyler.

Bu sahne sarsıcıdır çünkü evreni yaratan Söz, bir mezarın başında aciz bir insan gibi ağlamaktadır. O an İsa, ölümün soğukluğu karşısında kayıtsız kalmamış, yasta olanların acısına bizzat ortak olmuştur. Tanrı’nın gücünden önce, O’nun şefkatli kalbiyle karşılaşırız.

Hissedilen Mesafe

Bizler ölümle karşılaştığımızda, kültürümüz bize hemen “Takdiri ilahi” diyerek boyun eğmeyi öğretir. Acımızı “kader” kavramıyla sarmalar, Yaradan’ın iradesini sorgulamaktan korkarak sessizliğe bürünürüz. Bu kabulleniş saygıdeğerdir, ancak bazen Tanrı’yı sadece “alan” ve “karar veren” uzak bir otorite gibi hissetmemize neden olur.

Bu bakış açısıyla, yas tutarken Tanrı’nın bizim kişisel acımızla ilgilenip ilgilenmediğini bilemeyiz. O’nu evrenin düzenini sağlayan büyük bir Sultan olarak görürüz ama gözyaşlarımızı sayan bir Baba olarak görmekte zorlanırız. “Veren O, alan O” derken, kalbimizdeki “Peki, acıyan O mu?” sorusu cevapsız kalır.

Ölümün Soğuk Sessizliği

Kabullenmeye çalışsak da, içimizdeki bir ses ölümün “doğal” olmadığını haykırır; çünkü yaşamak için yaratıldık. Taziye evleri boşalıp yalnız kaldığımızda, ölümün o soğuk sessizliği üzerimize çöker ve ritüeller ruhumuzdaki boşluğu doldurmaya yetmez. Sevdiklerimizin yokluğu, kapanmayan bir yara gibi sızlamaya devam eder.

Kendi çabamızla, dualarımızla veya sabrımızla bu derin uçurumu kapatamayız. Ölüm, insan gücünün bittiği yerdir ve belirsizlik bizi korkutur. “Acaba sevdiklerim nerede?” veya “Onları tekrar görecek miyim?” soruları, kesin bir cevap bulamamanın ağırlığıyla omuzlarımıza biner.

Gözyaşlarını Silen Vaat

İsa Mesih, mezar başında ağlayarak Tanrı’nın ölümden nefret ettiğini ve acımızı paylaştığını gösterdi. Ama O sadece ağlamakla kalmadı; “Diriliş ve Yaşam Benim” diyerek ölümü yendiğini kanıtladı. O’nun sunduğu şey sadece bir teselli değil, ölümden sonra kesin bir buluşma ve yaşam garantisidir.

Bugün İsa, kaderine boyun eğmiş çaresiz kullar değil, umudu olan çocuklar olmamızı istiyor. O, ölüm korkusunu ve ayrılık acısını çarmıhta kendi üzerine aldı. O’na geldiğinizde, sizi anlayan bir dost ve sizi ölümden hayata geçirecek bir Kurtarıcı bulursunuz.

Bakışlar

  • Tarihsel Bakış

  • İncil’deki Bakış

  • Ruhsal Bakış