Telaşın İçindeki Huzur

İsa Mesih Beytanya’da bir eve konuk olduğunda, evin içi iki farklı dünyaya bölündü. Marta, iyi bir ev sahibi olma telaşıyla mutfakta kan ter içinde koştururken, kardeşi Meryem her şeyi bırakıp İsa’nın ayaklarının dibine oturmuştu.
Marta, İsa’ya dönüp “Hocam, kardeşim beni yalnız bıraktı, ona söyle bana yardım etsin” diye sitem etti. Ancak İsa, mutfaktaki gürültülü hizmeti değil, Meryem’in sessiz ve dikkatli duruşunu övdü; iş yapmayı değil, O’nunla vakit geçirmeyi üstün tuttu.
Bizim Bitmeyen Koşturmacamız

Biz de çoğu zaman Marta gibi hissetmiyor muyuz? Hayatın yükü omuzlarımızda, sürekli bir yerlere yetişmeye veya kendimizi ispatlamaya çalışıyoruz; durursak düşecekmişiz gibi derin bir korkuyla yaşıyoruz.
Kendi değerimizi yaptıklarımızla ve başarılarımızla ölçmeye o kadar alıştık ki, durup dinlenmek bize suçluluk veriyor. Sanki Tanrı’nın sevgisini kazanmak için sürekli performans sergilemek zorundaymışız gibi hissediyoruz ve bu yorgunluk ruhumuzun en derinlerine işliyor.
Terazi Asla Dengelenmiyor

Bu koşturmacanın altında aslında ruhsal bir “yeterli olma” kaygısı yatmıyor mu? İnancımızda bile, terazinin “sevap” kefesini doldurmak için çabalıyoruz ama ne kadar iyilik yaparsak yapalım, “Acaba kabul edildim mi?” şüphesi içimizi kemiriyor.
Kendi çabamızla kazandığımızı sandığımız huzur, en ufak bir hatamızda elimizden kayıp gidiyor. Tanrı’ya ulaşmaya çalışmak, sonu gelmeyen bir merdiveni tırmanmak gibi hissettiriyor; bu ağır yükü taşırken aslında ihtiyacımız olan şey daha fazla çalışmak değil, bizi taşıyacak bir Kurtarıcıdır.
İyi Olan Seçim

İsa Mesih’in, “yeterince iyi olma” yükü altında ezilenler için harika bir haberi var. O, “Meryem iyi olan payı seçmiştir ve bu kendisinden alınmayacaktır” diyerek lütfun güvencesini verdi. İsa bu sonsuz kabulü, bizim çabamızla değil, kendi ölümü ve dirilişiyle günahlarımızın bedelini ödeyerek başardı.
Artık biz de sevgiyi hak etmek için çırpınmayı bırakıp, Meryem gibi İsa’nın ayakları dibindeki bu karşılıksız lütfu seçebiliriz. İsa’nın sunduğu bu dinlenme ve kabul en “iyi paydır” ve O’na iman ettiğimizde bu bizden asla geri alınmayacaktır.

