Kilitli Kapılar Ardında

İsa Mesih ölümden dirildikten sonra, korku içindeki öğrencilerinin arasına ansızın kilitli kapılar ardında belirdi. Tomas, “Ellerindeki çivi izlerini görmedikçe inanmam,” diyerek derin bir şüpheye düşmüştü. İsa ona hiç öfkelenmedi. Şefkatle yaklaşıp, “Ellerime bak, yaralarıma dokun,” dedi.
O anki derin sessizlikte sadece merhamet yankılanıyordu. Ölümü yenmiş bir bedende neden yara izleri duruyordu? Bu izler, yenilginin değil, uğrumuza göze aldığı muazzam fedakarlığın sarsılmaz mührüydü. İsa, gök gürültüleriyle yargılamak yerine, kanayan yaralarıyla Tomas’ın şüphesine şefkatle dokunuyordu. İlahiliğini gücüyle değil, acısının izleriyle kanıtlıyordu.
Uzaktaki Hesap Sorucu

Bizler genellikle Yaratıcı’yı, göklerdeki tahtından sevaplarımızı ve günahlarımızı tartan uzak bir hesap sorucu olarak hayal ederiz. Bize sadece kurallar gönderen, yukarıdan izleyen katı bir patron figürüne inanarak büyüdük. O’nun bizden beklediği tek şeyin, emredilen ritüelleri eksiksiz yerine getirmemiz olduğunu sanırız.
Affedilmeyi, gökyüzünden soğukça ilan edilen ve ancak çabalarsak hak edeceğimiz bir ferman gibi algılarız. Yüce Tanrı’nın dünyamızın karmaşasına, acısına ve tozuna şahsen bulaşabileceği fikri bize çok yabancıdır. O’nun yüceliğinin, dertlerimize dokunamayacak kadar uzak ve erişilmez bir mesafede saklı olduğuna inanırız.
Ödenemeyen Ağır Bedel

Ancak bu uzak hesap sorucu inancı, ruhumuzdaki boşluğu dolduramaz. Günahların ağırlığı altında ezilirken, iyiliklerimizin o borcu kapatıp kapatmayacağını bilemeyiz. Ritüellerimiz bitse de içimizdeki o güvensizlik asla dinmez. Ne kadar çabalarsak çabalayalım, hep eksik kalırız.
Gökyüzünden gelen mesafeli bir kelime, yüreğimizdeki yaraları saramaz. Bizim sadece kurallara değil, içine düştüğümüz karanlıktan çekip çıkarılmaya ihtiyacımız var. Kendi çabamızla bu manevi uçurumu aşamayız. Uzaktaki o sessiz Tanrı fikri bizi çaresiz bırakırken, yorgun ruhumuz asıl sevgiye ve şifaya susar.
Sevginin Kalıcı Belgesi

Müjde’nin sarsıcı gerçeği burada parlar. İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi, kurtuluşumuzun uzaktan verilmiş ucuz bir söz olmadığını kanıtlar. O, acımıza bizzat girdi ve isyanlarımızın bedelini canıyla ödedi. İsa’nın yara izleri, manevi borcumuzun ödendiğini gösteren silinmez bir belgedir.
Bu muazzam kurtuluş, çabalarımızla kazanacağımız bir maaş değil, imanla kabul edeceğimiz ilahi bir armağandır. İsa Mesih bugün bizleri hesap defterlerini bırakıp O’nun yaralı ellerinden tutmaya çağırıyor. Kendi gücünüzle yorulmayı artık bırakın. Gerçek bağışlanma, sizin için bedel ödeyen İsa’da bulunuyor.

