Korku: İnsanın Görünmez Hapishanesi

Bugünün dünyasında korku, artık sadece karanlık bir sokakta yürürken hissettiğimiz o anlık ürperti değil; hayatımızın zeminine yayılan sinsi bir sis bulutu gibi. Kariyer basamaklarını tırmanırken bir yandan da geleceğin belirsizliğiyle boğuşuyor, içimizdeki o bitmek bilmeyen endişe ve uykularımızı kaçıran kaygıyla baş etmeye çalışıyoruz. Aslında bu korku, biz insanlarda olan “fabrika ayarlarımızdaki” bir alarm gibidir.

Kutsal Kitap’ın ilk kitabı olan Tevrat‘taki Yaratılış (Tekvin) bölümüne göre, Tanrı dünyayı yarattığında insan, Tanrı ile mükemmel bir ilişki içindeydi ve korku yoktu. Korku, insanın Tanrı’dan koptuğu o ilk anda ortaya çıktı. Günahla (Tanrı’dan ayrı düşmekle) birlikte Adem ve Havva’nın ilk yaptıkları şey saklanmaktı (Yaratılış 3:10). Yani bugün hissettiğimiz o derin “yargılanma” veya “yetersizlik” korkusu, Tanrı’dan ayrı düşmenin ve O’nun onayını kaybettiğimizi hissetmenin en temel belirtisidir. Bu, bir şeylerin olması gerektiği gibi gitmediğini, bir yerlerde bir kopukluk olduğunu söyleyen bir iç sinyaldir.

Bu durumun ruhumuza verdiği en büyük zarar, bizi sürekli bir “savunma” moduna sokmasıdır. Korkuyla hareket eden bir insan, hayatı anlamlı bir şekilde yaşamak yerine sadece hayatta kalmaya çalışır. Bu ruh hali, Tanrı algımızı da bozar. Birçoğumuz için Tanrı, uzakta duran, sadece kurallar koyan ya da bizi bu kaosun içinde yalnız bırakmış ilgisiz bir güç gibidir. Oysa İsa Mesih’in hayatına ve sözlerine baktığımızda, korkunun panzehirinin cesaret değil, aidiyet olduğunu görürüz.

İsa bize Tanrı’yı, sadece bir yaratıcı ya da yargıç olarak değil, bir “Baba” olarak tanıtır. Bu “Baba” kavramı, biyolojik bir bağın ötesinde; koruyan, kollayan, ihtiyaçlarımızı biz daha dile getirmeden bilen ve bizi koşulsuzca sahiplenen bir sığınağı ifade eder. Tanrı’nın sevgisi, fırtınalı bir denizde sürüklenen bir sandalın değil, sarsılmaz bir limanın güvenliğini vaat eder. İncil’de geçen şu sözler, korkunun o boğucu zincirlerini kırmak için bize asıl anahtarı sunar:

“Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi korkuyu dışarı atar. Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir.” (1. Yuhanna 4:18)

Buradaki sır, Tanrı’nın size olan sevgisinin kusursuzluğudur. Evrenin yaratıcısı sizi hatalarınızla, eksiklerinizle ve tüm kırılganlığınızla birlikte bir Baba şefkatiyle seviyor. Bu sevgi bir ihtimal değil, Mesih’te mühürlenmiş bir gerçektir. Bu gerçeği kavradığınızda; geleceğiniz, başarınız ya da başarısızlığınız artık birer korku nesnesi olmaktan çıkar.

Çünkü İsa Mesih, çarmıhta en büyük korkumuz olan “ayrılık ve ölüm” korkusunu bizzat kendi üzerine alarak yendi. Birçok insan ölümü ve Tanrı’dan kopuk olmayı kaçınılmaz bir son, karanlık bir boşluk sanır. Ancak İsa, bizim korkularımızın bedelini kendi hayatıyla ödeyip ölümden dirilerek, ölümün bir son değil, Babamızın evine açılan bir kapı olduğunu kanıtladı. O, bizim için korkunun kendisini korkuttu ve onu mağlup etti.

Artık stres ve kaygı dalgaları yükseldiğinde kendinize şunu hatırlatın: Teknenin dümeninde sizin kısıtlı performansınız ya da dünyanın kaosu değil, ölümü bile yenmiş olan Mesih var. O’nun yetkin sevgisi, zihninizdeki o karanlık korkuları dışarı atacak kadar güçlüdür. Korkuyla saklanmak yerine, size doğru kollarını açmış olan bu sarsılmaz sevgiye koşmak, gerçek özgürlüğün başladığı yerdir.

Bakışlar

  • Tarihsel Bakış

  • İncil’deki Bakış

  • Ruhsal Bakış