Utanç: Maskelerin Ardına Saklanmak

Modern dünyada kendimizi pazarlamak, en iyi halimizi sergilemek ve kusursuz görünmek üzerine kurulu bir yarışın içindeyiz. Ancak bu vitrinin arkasında, kimseye gösteremediğimiz, hatta kendimize bile itiraf etmekte zorlandığımız bir yük taşıyoruz: Utanç. Kariyerinde, sosyal çevrende ya da ilişkilerinde “Ya gerçekte kim olduğumu anlarlarsa?”, “Ya bu hatam ortaya çıkarsa?” korkusuyla yaşamanın ne kadar yorucu olduğunu bilirsin. Günlük yaşantımızda utanç; bizi başkalarından uzaklaştıran, samimiyeti öldüren ve bizi kalın maskelerin ardına hapseden o sinsi fısıltıdır.

Suçluluk “bir hata yaptım” derken, utanç doğrudan varlığımıza saldırır ve “ben bir hatayım” der. Bu duygunun ruhumuza verdiği en büyük zarar, bizi görünmez kılma isteğidir. Tıpkı ilk insanların günah işledikten sonra çıplaklıklarından utanıp çalılıkların ardına saklanması gibi, biz de ruhsal çıplaklığımızdan utanır ve Tanrı’nın bakışlarından kaçarız. Tanrı’nın bizi ancak kusursuz olursak kabul edeceğine, hatalarımızın bizi O’nun gözünde “kirli” ve “istenmeyen” kıldığına dair o kadim yalana inanırız.

Ancak İsa Mesih’in müjdesi, utancın bizi sakladığı o karanlık dehlizlere sarsıcı bir ışık tutar. İsa, hayatı boyunca toplumun “utanç kaynağı” olarak gördüğü insanlara özellikle dokundu. İnsanların yüzüne bakmaya cesaret edemeyen vergi görevlileriyle yemek yedi, toplumun dışladığı cüzamlılara dokundu ve “günahkar” damgası yemiş kadınları onurlandırdı.

İncil’de anlatılan en çarpıcı sahnelerden biri, zina ederken yakalanan bir kadının İsa’nın önüne getirilmesidir. Din bilginleri kadını taşlayarak “utancını” ölümle mühürlemek istiyordu. Ancak İsa, kadını yargılamak yerine onu suçlayanların kendi içsel utançlarıyla yüzleşmelerini sağladı. Herkes dağıldığında İsa kadına, “Ben de seni yargılamıyorum, git artık günah işleme” dedi. İsa burada sadece bir suçu affetmedi; o kadının toplum önündeki parçalanmış onurunu, yani utancını iyileştirdi.

İsa Mesih’i tanıdığınızda Tanrı algınız tamamen değişir. Tanrı, hatalarınızı yüzünüze vurmak için elinde büyüteçle bekleyen biri değil; tam aksine, utancınızı örtmek için kendi onurundan vazgeçendir. İncil’de Tanrı’nın babalığına dair sarsıcı bir gerçek vardır: O, bizi hatalarımızla değil, Mesih’in saflığıyla görür. Bu, “sanki hiç günah işlememişiz gibi” kabul edilmek demektir.

İsa, çarmıha gerildiğinde sadece fiziksel acı çekmedi; aynı zamanda bizim utancımızı da giyindi. O dönemde çarmıh, bir insanın maruz kalabileceği en utanç verici, en aşağılayıcı cezaydı. İsa, sizin ve benim aynaya baktığımızda gördüğümüz o “kirli” görüntüyü kendi üzerine aldı ve karşılığında bize Kendi onurunu verdi. O, bizim yerimize utandırıldı ki, biz Tanrı’nın huzuruna başımız dik çıkabilelim.

İncil bu gerçeği şöyle mühürler: “O’na iman eden hiç kimse utandırılmayacak.” (Romalılar 10:11).

Bu sevgi, bir ihtimal değil; Mesih’in dirilişiyle kanıtlanmış bir zaferdir. Eğer evrenin yaratıcısı sizi tüm geçmişinizle biliyor ve buna rağmen sizi bir evlat olarak bağrına basıyorsa, artık maskelere ihtiyacınız kalmaz. İsa, aynadaki o kırık görüntüyü tamir etmez; size tamamen yeni bir çehre verir. Artık saklanmanıza gerek yok; çünkü sevildiğiniz yerde utanmanıza gerek yoktur.

Bakışlar

  • Tarihsel Bakış

  • İncil’deki Bakış

  • Ruhsal Bakış